Ah bir de at üstünde durabilse..

Cumhuriyet yazarı Ahmet Tan, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) yarın (25 Eylül 2017) yapılması beklenen referanduma gösterdiği tepkiyi eleştirdi. Tan, „Havuz medyasından öğrendiğimize göre Trump’la enseye tokat bir muhabbet kurdu. Döner dönmez de MGK’yi toplayıp Barzani’ye ‚ültimatom‘ yayımladı.  Ardından da dün Meclis’ten Irak’a, Suriye’ye asker sevki tezkeresini geçirdi. Sıra çizmeleri çekip Barzani’ye haddini bildirmeye geldi. Ah bir de at üstünde durabilse“ dedi. 

Ahmet Tan’ın „At binenin.. had bildirenin“ başlığıyla yayımlanan (24 Eylül 2017) yazısı şöyle:

 

Putin malum gerçeği, Dolmabahçe Sarayı’nda hatırlatmıştı:
“Duvarda bir silah varsa, piyesin sonunda mutlaka patlar!” (03.12.2012)

***

“Başkomutanlık” Tayyip Erdoğan için duvarda asılı nükleer silahtır.
Bayılıyor o unvana.
2019 seçimi, Türkiye’den önce, kendisi için “beka” sorunudur.
O seçime “Başkomutan” olarak girerse belli ki, şansının artacağı hesabında.
Çünkü iyi biliyor ki, halkımız, savaş söz konusu ise, iktidarda kim olursa olsun arkasında kenetlenir.
(Ecevit , 1974’te Kıbrıs’ta “Ada Türklerini hesaba katmadan devlet kurmaya kalkan” Rumlara “haddini bildirdiği” için, seçimi kazanmış, milletin gözünde gönlünde “Kıbrıs Fatihi” olarak yer etmişti. Yasaklara, darbelere karşın, onlarca yıl siyasette kalabilmesi de, hiç kimsenin yurtseverliğini, ulusal duyarlılığını ve cesaretini zinhar sorgulamaya kalkmaması da bundandı.)
Tayyip Erdoğan’ın tam da sahip olmak istediği özelliklerdir bunlar.
“Tarihteki son Türk devletinin son başbakanı” sayılmak için cansiperane mücadele veren Binali Bey “Başkomutan’a vekâleten” dün Barzani’ye “haddini bildiririz!” dedi.

Eski Türkiye ile birlikte Atatürk de eskimiştir.
Yeni Türkiye-Yeni Kurucu: Recep Tayyip Erdoğan…
Tek eksiği “Başkomutanlık”!
Barzani, bu eksiği kapatmak için altın bir fırsat vermiş görünüyor.
Ne de olsa eski dostlar.
Erdoğan bizzat kendisini AKP Kongresi’ne davet etmişti.
“Türkiye seninle gurur duyuyor!” nidaları arasında kürsüye çıkartan ve konuşma yaptırtan da Erdoğan’dı.
Barzani elbette Kürtçe konuştu:
“Kendi özgürlükleri için mücadele eden tüm güçleri destekliyoruz” dedi. “Yaşavarol” diye çılgınca alkışlandı. (30.09.2012)
Muhtemelen Kandil’de PKK’den, hatta TBMM’de HDP’den de anında alkış almıştı:
“Kendi özgürlüğü için mücadele eden güçleri destekliyoruz!” derseniz, bendeniz bile kendimi buna dahil ederim. Anında. Ama güç!?
Barzani de daha fazla akıl karıştırmak veya açık vermek istemediğinden olacak, “Esad’a karşı savaşanları kastettiğini” sözlerine ekledi.

***

Tayyip Bey, Davutoğlu’nu taburcu ettikten sonra, “derin stratejileri” bizzat kendisi uyguluyor. Ortadoğu ise zaten, derin stratejilerin gayya kuyusu. Uygulayan uygulayana!
Bizim sığınmacılar bile bayram tatillerini ülkelerinde yapıp yapıp geri dönüyorlar. Onların stratejisi ise belli: Önce “TC kimliği”, sonra “Seçmen kartı”!
Ötesi Başkomutan’a kalmış. Ne de olsa “Enişte” sayılır! 3-4 milyonluk hazır seçmeni elbette değerlendirecektir!.
New York sokaklarında konvoylar oluşturup Gülen’i lanetledi, AKP – Erdoğan marşı çaldırdı. Havuz medyasından öğrendiğimize göre Trump’la enseye tokat bir muhabbet kurdu. Döner dönmez de MGK’yi toplayıp Barzani’ye “ültimatom”yayımladı.
Ardından da dün Meclis’ten Irak’a, Suriye’ye asker sevki tezkeresini geçirdi.
Sıra çizmeleri çekip Barzani’ye haddini bildirmeye geldi.
Ah bir de at üstünde durabilse!

***

İstanbul’un tozu, dumanı, betonu Doktor Mimar Kadir Topbaş’ımızı hasta etti. 13 yılda “yorup kenara attı”.
Ama kendisi “yorulmadım!” diyor.
Belli ki “metal yorgunu” damgasından kurtulmak istiyor.
Aslında Tayyip Bey “metal” değil, “methal yorgunu” dedi. AKP kadroları “robot mu ki, metal yorgunu olsun!”.
“Methal” bir emlak ve rant deyimi. Eski Tapu Sicil Mevzuatı’nda, “müşterek methal” diye geçer. Sosyal tesis, ticari yerleşim, bağımsız bölümler ve başka parsellerin ortaklaşa kullanımı gibi düzenlemeleri kapsar.
Bir gecede yapılan plan proje değişikleri ile rant yaratmak da bir tür “müşterek methal işlemi”dir.
Bu da topluca bir “methal yorgunluğu”na yol açar.
AKP lideri, kendi örgütünü çok iyi tanıdığı için bu teşhisi çok yerindedir.
Doktor Topbaş’ı hasta eden de budur.
Gerçi kendisi “Bana en çok koyan, ‘adam yerine konmamak’tır” diyor. Ama gazetecilere soru sorma fırsatı vermediği için kendisine sorulamadı:
“Adam yerine konmamak hasta etseydi, AKP milletvekillerini geçtik, hükümet yoğun bakımdan çıkamazdı!”

Enter the text or HTML code here

Kommentar verfassen